Hikayeler'de ARA:

Bebegim

 
 ADnet Reklamları Siz de reklam verin    
KÜÇÜĞÜM Biliyor musun küçüğüm? Seninle olmak beni mutlu ediyor. Heyhaaat, geç kalınmış bir mutluluk. Daha doğrusu sen geç geldin, ben hızlı gittim. Sana demiştim. Tekrar diyorum. Sen yanımdan ayrılıp giderken, canımı götürüyordun ve çok acıyordu. Sen bunu bilmiyordun. Sessizce arkandan sesleniyordum, gitme gitme ne olur gitme! Sen günler sonra tekrar geldiğin zaman ben yeniden hayat buluyordum İçim içime sığmıyor, şeker verilmiş çocuklar gibi seviniyor, tarifsiz duygular içerisinde kalıyordum. Y oksa "Kayıp Romanlar" da ki biz miyiz? Kıza aptal demiştim. Adamada kızıyordum. Ulan yaşından başından utan, behey pörsümüş adam, alçak. Meğersem o alçak benmişim. Meğersem etrafındaki örgüyü anlayamamışım. Ne salağım. Orhan Pamuk''un "Yeni Hayat" kitabının ilk satırı şöyle başlıyor; "Bir kitap okudum hayatım değişti." Evet, bende bir şiir yazdım hayatım değişti. Ve şimdi ................ Ve şimdi çocuklar gibi şenim. Para kazanamadım ama kötü bir şöhretim oldu. "İşte o şiiri yazan sapık adam." diyorlar. Kim bilir ne zamana kadar devam edecek böyle bilmiyorum. Kendimi deli rüzgara kaptırdım gidiyorum. Sabahlara kadar birlikte uyuyoruz. Ne büyük saadet, bilemezsin. Görgüsüz şımarık çocuklar gibiyim. Başkaları tarafından fethedilmiş bir yeri önceden fethedemediğime hayıflanıyorum. Olsun fethedilmiş yeri yeniden fethedeceğim. Var mı diyecekleri?. Öyle dememiş miydi devrimci Latin bir general :"Ülkeyi kurtarıcıların elinden kurtaracağız" diye. Şimdiden duyar gibiyim dediklerini: "Donkişot, donu düşük silahşor”. Boş ver aldırmıyorum. Ben artık ben değilim çünkü. Meğer fethedilen benmişim. Kaleleri yıkılan benmişim. Spartaküs misali özgürlük özgürlük diye bağırıyorum. “Al sana özgürlük” diyor Sezar; taştan cıplak kadınlar yaratan Romalı. Ruhsuz heykelleri önüme koyuyor, “oyalan oyalanabildiğin kadar behey ahmak.” diyor Biraz Şekspir''ce oldu bu son cümleler(?!) Biliyor musun şu Şekspir’e bitiyorum. Müthiş ifadeler kullanıyor. İnsanı derinden etkiliyor .Benimde öyle sözlerim olsaydı. Yeni bir Jülyet yaratırdım, Fuzuli’ye inat Şeyh Galip gibi aşkı yeniden yazardım. Oysa benimki bir serap; bir görünüp bir kaybolan. Mehmet Turgutlu "Ben Kendimden Yanayım" isimli kitabının her bölümüne başlarken “Ne yapsam ruhum doymuyor” diyor. Nedense sevdim bu deyişi. Bilmiyorum o cümle kadar anlamlı olacak mı ama ne yapsam senden ayrı kalamıyorum Sensiz yapamıyorum. Sana çok alıştım. Niçin sana karşı bu kadar zayıfım onu da anlamış değilim .Niye bu kadar çabuk yelkenleri indiriyorum? Niçin hemen rüzgarına kapılıyorum? Niçin küçük bir kelimenle hemen mest oluyorum? Evet ne yapsam ruhum doymuyor. Arkeologları psikologlara benzetirim. Biri insanı, biri tarihi deşeler. Ben deli miyim, yoksa aşık mıyım ya da tarih, ne diyorsun? Sana o kadar çok şeyler yazmak istiyorum ki nafile kelimelere gücüm yetmiyor. Gücümün yettiği tek şey, senden habersiz hem de korkak ve ürkek; “seni çok ama çok seviyorum” diyebilmek....



Bu Hikayeyi begendiyseniz arkadasiniza göndermek için asagidaki kutuya arkadasinizin "email" adresinizi yazin!






Bütün Hikayeler
Hikaye Kategorileri

Dost Siteler

Uyari

Hikayeler

Hikaye

hosting web stats